Tartışma kültürü: sınıf mücadelesinin silahı
Tartışma kültürü ne işçi hareketi için, ne de EKA için yeni bir kavramdır. Buna rağmen, tarihin evrimi nedeniyle, yeni yüzyılın başından itibaren EKA, bu kavrama geri dönüp, onu daha yakından incelemek zorunda kaldı. Bu incelemeyi yapmaya iten iki temel gelişme oldu: Birincisi yeni bir devrimciler kuşağının ortaya çıkması ve ikincisi 2000’lerin başlarında EKA’nın yaşadığı içsel krizdi.
Kronştad dersleri
Sol işçi sınıfını nasıl savaşa sürükledi Yetmiş iki yıl önce 1936 Mayıs’ında, ekonomik kriz ve savaş ekonomisinin gelişmesinin kışkırttığı artan sömürüye karşı, kendiliğinden bir dev işçi mücadelesi dalgası patlak verdi. Aynı yılın Temmuz ayında İspanya’da işçi sınıfı, Franco’nun askeri isyanına karşı anında bir genel grev başlatarak ve silaha sarılarak karşılık verdiler. Aralarında en çok tanınanlardan Troçki gibilerinden bulunduğu bir çok devrimci bu olayları yeni bir dünya devrimci dalgasının başlangıcı olarak yorumladı. Aslında kalabalıkların coşkulu desteği, mevcut güçlerin yüzeysel bir yorumu ve bazı söylevlerin “radikal” doğası tarafından yanlış yönlendirilmişlerdi.
Bilan Seçkisi
Sol işçi sınıfını nasıl savaşa sürükledi Yetmiş iki yıl önce 1936 Mayıs’ında, ekonomik kriz ve savaş ekonomisinin gelişmesinin kışkırttığı artan sömürüye karşı, kendiliğinden bir dev işçi mücadelesi dalgası patlak verdi. Aynı yılın Temmuz ayında İspanya’da işçi sınıfı, Franco’nun askeri isyanına karşı anında bir genel grev başlatarak ve silaha sarılarak karşılık verdiler. Aralarında en çok tanınanlardan Troçki gibilerinden bulunduğu bir çok devrimci bu olayları yeni bir dünya devrimci dalgasının başlangıcı olarak yorumladı. Aslında kalabalıkların coşkulu desteği, mevcut güçlerin yüzeysel bir yorumu ve bazı söylevlerin “radikal” doğası tarafından yanlış yönlendirilmişlerdi.
Parti ve onun sınıf ile ilişkisi üzerine
1. Komünist parti ve onun sınıf ile ilişkisi sorunu, devrimcilerin örgütlenmesine dair temel metinler çerçevesi içerisinde incelenmelidir [1].
Alman Komünist İşçi Partisi’nin Proleter Devrimde Parti’nin Rolü Üzerine Tezleri (1921)
Enternasyonal Bakış n° 1
İçindekiler
- Önsöz
- Tek alternatif işçi mücadelesinin kapitalizmi devirmesi!
- Komünist sol ve marksizmin devamlılığı
- Kapitalizmin çöküşü: devrim bir yüzyıldır gerekli ve mümkündür!
- Emperyalizm üzerine
- Çürüme üzerine tezler
- Tartışma kültürü
- Komünistler ve Ulusal Sorun
- Kronştad dersleri
- Bilan Seçkisi: Sol işçi sınıfını nasıl savaşa sürükledi
- Parti ve onun sınıf ile ilişkisi üzerine
- Alman Komünist İşçi Partisi'nin Proleter Devrimde Parti'nin Rolü Üzerine Tezleri (1921)

İçindekiler
- Kapitalizm Tarihinin En Ciddi Ekonomik Krizi
- Kapitalizmin Çöküşü: Toplumsal Düzeni Anlamak İçin Nasıl bir Bilimsel Yönteme İhtiyacımız Var
- Ölü Doğan Uluslar: 70 Yıllık Ulusal Kurtuluş Hareketlerinin Bilançosu
- Kapitalizmin Çöküş Evresinde Proleter Mücadele
- Rus Devrimi: Tarihteki İlk Kitlesel ve Bilinçli Devrim
Karl Marks, Eylül 1843
“ … O halde hiçbir şey bizim eleştirimizi politikanın bir eleştirisine ve politikadaki belirli bir parti tavrına bağlamaktan, dolayısıyla da eleştirimizi gerçek mücadeleler ile özdeşleştirmekten alıkoyamaz. Bu durumda bizler dünyanın karşısına yeni bir ilkeye sahip doktrinerler gibi çıkmayız. Biz ona “işte karşısında eğilmen gereken gerçeklik!” demeyiz. Biz dünya karşısında onun kendi ilkelerinden yeni ilkeler türetiriz. Dünyaya, “senin mücadelen hiçbir anlam ifade etmiyor. Biz ise senin suratına mücadelenin gerçek sloganını bağırmak istiyoruz” demeyiz. Biz sadece dünyaya ne için savaştığını ve bunun bilincinin, beğensin ya da beğenmesin, dünyanın elde etmek zorunda olduğu bir şey olduğunu gösteririz.
Bilincin ıslah edilmesi sadece dünyanın kendi bilincini netleştirmesini mümkün kılmayı, kendisi hakkındaki hayallerinden onu uyandırmayı, ona kendi eylemlerinin anlamını açıklamayı içerir. Bütün hedefimiz –aynı zamanda Feurbach’ın dinin eleştirisi durumunda olduğu gibi- sadece dinsel ve politik sorunları öz-bilinçli insan biçimine sokmaktan oluşabilir.
Bundan dolayıdır ki sloganımız şudur: Bilincin, ama dogmalar yoluyla değil, ister politik ister dinsel biçimde belirsin, kendisine belirsiz gelen bilincin, mistik bilincin analizi yoluyla düzeltilmesi. Bu yolla dünyanın uzun süredir ancak bilincine vararak elde edebileceği bir şeyin rüyasını gördüğü ortaya çıkacaktır. Meselenin geçmiş ile gelecek arasında büyük bir çizgi çekmek olmadığı tersine geçmişin düşüncelerini ilerletmek olduğu belirginleşecektir. Ve son olarak, ortaya çıkacaktır ki insanlık yeni bir işe başlamaz ama eski çabasını bilinçli olarak tamamlar.
Dolayısıyla, dergimizin hedefini tek bir cümleyle özetleyebiliriz: zamanımızın çabası ona (eleştirel felsefe yoluyla) kendi arzularının ve mücadelesinin anlamını göstermektir. Bu hem dünyanın hem de bizim işimizdir. Sadece birleşik güçlerin bir çabasının ürünü olabilir. Bu bir tövbeden, itiraftan başka bir şey değildir. Günahlarının bağışlanması için insanlığın onları sadece gerçekte oldukları şekliyle ifade etmesi gerekir.”